12 Kasım 2013 Salı
11 Kasım 2013 Pazartesi
26 Haziran 2013 Çarşamba
Türkiye'de Mobil Facebook Kullanım Verileri
Facebook‘un küresel yükselişi ve Türkiye’de akıllı telefon penetrasyonunun artışıyla milyonlarca kullanıcı Facebook’a mobilden erişiyor. mobilike’ın her çeyrekte yayınladığı madreport’un ikinci çeyrek sonuçlarına göre, Türkiye’deki mobil Facebook kullanıcısı 17 milyon kişiye ulaşmış durumda.
Demografik olarak incelendiğinde kullanıcıların cinsiyetlerine göre dağılımlarının yüzde 61 oranında erkek ve yüzde 39 oranında kadın olduğu görülüyor. İlişki durumunu belirten mobil Facebook kullanıcılarının 4 milyondan fazlası bekâr ve 2 milyondan fazlası da evli görünüyor. Mobil Facebook erişiminin en yoğun olduğu kentler sıralamasında 5 milyon 200 bin kişi ile İstanbul ilk sırada yer alıyor. İstanbul’u 1 milyon 600 bin kişi ile Ankara ve 1 milyon 400 bin kişi ile İzmir izliyor.
İşletim sistemlerine göre kullanım incelendiğince kullanıcıların büyük bir kısmının Android işletim sistemli telefondan Facebook’a bağlandığı görülüyor. 7 milyon 800 bin Android kullanıcısı ardından 3 milyon 400 bin ile iOS kullanıcıları, 520 bin ile RIM/BlackBerry ve 200 bin ile Windows Phone kullanıcıları geliyor. iOS işletim sisteminden Facebook’a bağlanan kişilerin yüzde 80′i iPhone, yüzde 18′i iPad ve yüzde 2′si iPod‘dan kullanıyor.
21 Mayıs 2013 Salı
9 Mayıs 2013 Perşembe
26 Nisan 2013 Cuma
MAVİ
Künye:
Marka: Mavi
Reklam Kampanyası: Hep mi çok modayız
Reklam Ajansı: Ali Taran
... Reklamın Yıldızı: Kıvanç Tatlıtuğ
Rol Arkadaşları: Sara Sampaio ve Francisco Lachowski
Yönetmen: Cemal Alpan
Görüntü Yönetmeni: Simon Coull
Stil Editörü: Carlo Alberto Pregnolato
Müzik: Jingle House
Filmin Süresi: 56″
Marka: Mavi
Reklam Kampanyası: Hep mi çok modayız
Reklam Ajansı: Ali Taran
... Reklamın Yıldızı: Kıvanç Tatlıtuğ
Rol Arkadaşları: Sara Sampaio ve Francisco Lachowski
Yönetmen: Cemal Alpan
Görüntü Yönetmeni: Simon Coull
Stil Editörü: Carlo Alberto Pregnolato
Müzik: Jingle House
Filmin Süresi: 56″
FUTBOL
İletişim Fakültesi Erkek Futbol Takımı için 27-28 Nisan Cumartesi ve Pazar günleri BESYO futbol sahasında Saat: 14:00'da oyuncu seçimi yapılacaktır. İletişim Fakültesi öğrencilerinin katılımını bekliyoruz.
15 Nisan 2013 Pazartesi
ADVENTURE REKLAMCILIK YARIŞMASI SORUYOR: AJANS BAŞKANINI 30 SANİYEDE ETKİLEYEBİLİR MİSİN?
ADVENTURE REKLAMCILIK YARIŞMASI SORUYOR: AJANS BAŞKANINI 30 SANİYEDE ETKİLEYEBİLİR MİSİN?
Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü tarafından ilk defa 2002 yılında düzenlenen ve ağırlıklı olarak pazarlama iletişimi ve reklam konularına odaklanan Adventure Reklamcılık Yarışması bu yıl TTNET proje ortaklığında katılımcılarına şu soruyu yöneltiyor: “Dünyanın en hızlı reklamcılık deneyimine hazır mısınız?”
Yarışmada süreç şu şekilde işleyecek:
10 nisan’da başvurular açılıyor, 30saniyenvar.com‘dan başvurular alınıyor ve yarışmacılardan ajans başkanını 30 saniyede etkileyebilecek video hazırlamaları isteniyor.
Final etabı 10-11-12 Mayıs’ta gerçekleşecek olan yarışmada 10 Mayıs’ta müşteri yönetimi, strateji, yaratıcılık, digital yönetim ve kampanya yönetimi konularında finalistlere eğitim verilecek, 11 Mayıs tarihinde TTNET ve 41?29!’un vereceği brief’e göre katılımcılar fikirlerini ortaya çıkaracak.
12 Mayıs final gününde sunumlardan önce kokteyl
26 Mart 2013 Salı
18 Mart 2013 Pazartesi
12 Mart 2013 Salı
Hayalimdeki reklam ajansı
Bu yazıya bir özlü sözle başlamak istermiydim, istemezdim herhalde. Onun için özlü söz falan yok.
Bu reklam ajansı dijital olmasın. Geleneksel de olmasın. Kompozit bir reklam ajansı olsun.
Dijitale gelenekçi gözle bakabilsin ama gelenekseli de dijital çerçevede değerlendirsin.
Bu ajansta, diğer ajanslarda çalışan mutsuz insanlar çalışsın.
Diğer ajanslarda çalışıp mutsuz olan kişiler kimlerdir:
- Yetenekleri önemsenmeyen, sadece kalıplar çerçevesinde değerlendirilenler.
- Fikirleri önemsenmeyen sadece bir kaç kişinin fikirlerini uygulamak zorunda olanlar.
- İşten geç çıktığı için sanattan edebiyattan müzikten uzaklaşan, gittikçe mallaşan insanlar.
- Ajansta her an bir press yiyen, işini bitirdikten sonra boş boş durması ( ki bu da güzeldir kimi zaman) yöneticilerde karın ağrısı yaratan tipler.
- Üst üste, az da olsa maaş zammı alan memurlara nazaran, maaş zammı alamayan yoldaşlar
- Maaşlarını zamanında alamayıp işinden yavaş yavaş nefret etmeye başlayanlar.
- Zamanında maaş veriyor diye böbürlenen şirket sahiplerine kıl olan çalışanlar.
- İşini hakkıyla yapan ama hala sinek muamelesi gören yurttaşlar
( sinek yağ yetenek) - Müşteri kaşısında korunmasız bırakılan, onun abuk subuk isteklerini yerine getirmek zorunda olanlar.
- 2 kişinin yaptığı işi tek başına yapmak zorunda bırakılanlar. (3ü – 4ü – 5i de vardır eminim)
- Kalıplara giremediğinden bu işi seçen ama kalıplara sokulmaya çalışılan yaratıcı beyinler.
- Daha yaptığı işin adını tanımını bilmeyenler.
- Pastayla pizzayla sandviçle kandırılmaya çalışılırken, bunu yapanın bunun farkedilmediğini zannetmesinden iğrenenler.
- Köylü kurnazlarından, yalap şapçı beyinlerden bıkanlar.
- 3 satırın 3 kuruş ettiğini düşünen kimselerden tiksinen metin yazarları.
- Sıkıcı ve moron fikirleri kağıda dökmek zorunda kalan, sonra onları photoshopta illustratorda çizmek zorunda kalan art direktörler.
- Birbirinin benzeri, birilerini kopyası arayüzleri css ve html’e döken front -end developerlar.
- Angaryanın allahını yiyen juniorlar.
- Ağız kokusu çekmekten bıkan müşteri temsilcileri.
Hacılanmış fikrin bir şey ifade etmediğini bilen bu ajansın çalışanları, birlikte yaratılan fikirlerin peşinden inançla gitsin ve müşteriye bunu anlatabilsin.
İçerde bir düzen olsun ama bu düzen ne iski’nin düzenine, ne de devlet denetleme kurulununkine benzesin. Bir ajansı bir devlet dairesi gibi düşünmenin neresi doğrdur ki? Sabah şu saatte hazır olun ( e oluyorlarda ne oluyor – çay simit poğaça sigara derken yine aynı hesaba geliyor). Adamın niyeti bağ yemek değil ki bağcıyı dövmek. İş odaklı olmak varken, fikir odaklı olmak varken neden hep bir obje zaman mekan takıntısı vardır. İşte hayalimdeki ajansta bu takıntılar yok. İşe zamanında gelip zamanında çıkan değil, iyi fikirler ve işler üreten el üstünde tutulur. Yöneticinin egosunu okşayanlar değil, müşterinin markasını okşayanlar değerlidir.
Bir müşteri bir ajansın sektörü ve araçları bildiği kadar bir bilgiye sahip değildir. Olması da beklenmez. Olması beklenmeyen ve olanı da pek bir değer ifade etmeyen şeyin peşine takılmak abesle iştigaldir. Hayalimdeki ajans bunu şöyle çözüyor. Al gülüm ver gülüm modeliyle. Bu modeli tüm ajanslar buradan aşırabilirler. ( helali hoş olsun).
Al gülüm ver gülüm modeli:
Müşteri temsilcisi denen pozisyon boş dursun. İsteyen yakaya kartı taksın, şapkaya kafayı soksun ve müşteri temsilcisi olsun. Müşteriden de böyle biri olsun, o da müşteri temsilcisi olsun. Ne etti? iki.
Şimdi elimizde iki müşteri temsilcisi var bu adamlar (baylar) yada hanımlar (bayanlar) sürekli olarak işi ve müşteriyi izlesinler. Gereken yerde sözlü olmayan yazılı tavsiyeler versinler. 1 nolu müştem markaya gitsin gelsin. 2 nolu müştem ajansı ve ne yapmak istediğini anlasın.
Basit olarak fikir bu. ( fikir dediğin basit olur zaten – atomu parçalamak için gerekli işlemlerin ve hesaplamaların listesini vermiyoruz sonuçta)
Soru: Burda sorun ne olabilir?
Bir kaç sorun ufukta görünüyor.
1.si marka bunun için birini görevlendirmeyebilir.
2.si ajans 2 nolu müşteme yalakalık yapma hatasına girebilir.
3.sü ajans 2 nolu müştemden rahatsızlık duyabilir. ( bu da ne bilmiş çıktı tarzında)
4.sü bu müştemler arasında farklı senaryolar dahilinde ilginçe ilşki ve diyaloglar oluşabilir ( bunu sizin haya gücünüze bırakıyorum)
5.si
6.sı
Bu kadar sorun çıkma ihtimali olan fikrin neresi iyi diyebilirsiniz?
- Hiç sorun çıkmadığını düşündüğümüzde ortaya çıkacak işler ve onların getireceği başarılar.
Coca-Cola Blokflüt
Düşünceli ve yaratıcı insanlardan oluşan Generally and Especially designe lab, Coca-Cola’nın boş kola şişelerinden flüt yapılabilecek bir fikir yarattılar. Coca-Cola’nın ‘Enjoy’ sloganını ‘Play’ olarak değiştiren Generally and Especially’nin amacı ise düşük gelirli bölgelerdeki çocukları uyuşturucu ve suç ortamından uzak tutmak. Şişenin kapağı hepimizin ilkokulda kullandığı blokflütlerin üfleme kısımları gibi dizayn edilmiş. Plastik şişe boşaldıktan sonra da, kapağıyla şişede önceden hazırlanmış noktaları delebiliyorsunuz. Böylece kolayı bitirdikten sonra geriye size bir flüt kalıyor. Plastik şişe normalde daha ince ve esnek olduğu için bu projede daha kalın plastik malzemeler kullanılması gerekiyor. Ayrıca ambalajın iç kısmında ise basit bir şarkıyı şişeyle nasıl çalabilecekleri anlatılıyor. Generally and Especially’nin tek umudu bu fikirle gelir düzeyi düşük yerlerdeki çocukları mutlu edebilmek ve belki de bu basit müzik aletiyle onları müziğe yönlendirebilmek.
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)
















.jpg)









