Bu yazıya bir özlü sözle başlamak istermiydim, istemezdim herhalde. Onun için özlü söz falan yok.
Bu reklam ajansı dijital olmasın. Geleneksel de olmasın. Kompozit bir reklam ajansı olsun.
Dijitale gelenekçi gözle bakabilsin ama gelenekseli de dijital çerçevede değerlendirsin.
Bu ajansta, diğer ajanslarda çalışan mutsuz insanlar çalışsın.
Diğer ajanslarda çalışıp mutsuz olan kişiler kimlerdir:
- Yetenekleri önemsenmeyen, sadece kalıplar çerçevesinde değerlendirilenler.
- Fikirleri önemsenmeyen sadece bir kaç kişinin fikirlerini uygulamak zorunda olanlar.
- İşten geç çıktığı için sanattan edebiyattan müzikten uzaklaşan, gittikçe mallaşan insanlar.
- Ajansta her an bir press yiyen, işini bitirdikten sonra boş boş durması ( ki bu da güzeldir kimi zaman) yöneticilerde karın ağrısı yaratan tipler.
- Üst üste, az da olsa maaş zammı alan memurlara nazaran, maaş zammı alamayan yoldaşlar
- Maaşlarını zamanında alamayıp işinden yavaş yavaş nefret etmeye başlayanlar.
- Zamanında maaş veriyor diye böbürlenen şirket sahiplerine kıl olan çalışanlar.
- İşini hakkıyla yapan ama hala sinek muamelesi gören yurttaşlar
( sinek yağ yetenek)
- Müşteri kaşısında korunmasız bırakılan, onun abuk subuk isteklerini yerine getirmek zorunda olanlar.
- 2 kişinin yaptığı işi tek başına yapmak zorunda bırakılanlar. (3ü – 4ü – 5i de vardır eminim)
- Kalıplara giremediğinden bu işi seçen ama kalıplara sokulmaya çalışılan yaratıcı beyinler.
- Daha yaptığı işin adını tanımını bilmeyenler.
- Pastayla pizzayla sandviçle kandırılmaya çalışılırken, bunu yapanın bunun farkedilmediğini zannetmesinden iğrenenler.
- Köylü kurnazlarından, yalap şapçı beyinlerden bıkanlar.
- 3 satırın 3 kuruş ettiğini düşünen kimselerden tiksinen metin yazarları.
- Sıkıcı ve moron fikirleri kağıda dökmek zorunda kalan, sonra onları photoshopta illustratorda çizmek zorunda kalan art direktörler.
- Birbirinin benzeri, birilerini kopyası arayüzleri css ve html’e döken front -end developerlar.
- Angaryanın allahını yiyen juniorlar.
- Ağız kokusu çekmekten bıkan müşteri temsilcileri.
Hacılanmış fikrin bir şey ifade etmediğini bilen bu ajansın çalışanları, birlikte yaratılan fikirlerin peşinden inançla gitsin ve müşteriye bunu anlatabilsin.
İçerde bir düzen olsun ama bu düzen ne iski’nin düzenine, ne de devlet denetleme kurulununkine benzesin. Bir ajansı bir devlet dairesi gibi düşünmenin neresi doğrdur ki? Sabah şu saatte hazır olun ( e oluyorlarda ne oluyor – çay simit poğaça sigara derken yine aynı hesaba geliyor). Adamın niyeti bağ yemek değil ki bağcıyı dövmek. İş odaklı olmak varken, fikir odaklı olmak varken neden hep bir obje zaman mekan takıntısı vardır. İşte hayalimdeki ajansta bu takıntılar yok. İşe zamanında gelip zamanında çıkan değil, iyi fikirler ve işler üreten el üstünde tutulur. Yöneticinin egosunu okşayanlar değil, müşterinin markasını okşayanlar değerlidir.
Bir müşteri bir ajansın sektörü ve araçları bildiği kadar bir bilgiye sahip değildir. Olması da beklenmez. Olması beklenmeyen ve olanı da pek bir değer ifade etmeyen şeyin peşine takılmak abesle iştigaldir. Hayalimdeki ajans bunu şöyle çözüyor. Al gülüm ver gülüm modeliyle. Bu modeli tüm ajanslar buradan aşırabilirler. ( helali hoş olsun).
Al gülüm ver gülüm modeli:
Müşteri temsilcisi denen pozisyon boş dursun. İsteyen yakaya kartı taksın, şapkaya kafayı soksun ve müşteri temsilcisi olsun. Müşteriden de böyle biri olsun, o da müşteri temsilcisi olsun. Ne etti? iki.
Şimdi elimizde iki müşteri temsilcisi var bu adamlar (baylar) yada hanımlar (bayanlar) sürekli olarak işi ve müşteriyi izlesinler. Gereken yerde sözlü olmayan yazılı tavsiyeler versinler. 1 nolu müştem markaya gitsin gelsin. 2 nolu müştem ajansı ve ne yapmak istediğini anlasın.
Basit olarak fikir bu. ( fikir dediğin basit olur zaten – atomu parçalamak için gerekli işlemlerin ve hesaplamaların listesini vermiyoruz sonuçta)
Soru: Burda sorun ne olabilir?
Bir kaç sorun ufukta görünüyor.
1.si marka bunun için birini görevlendirmeyebilir.
2.si ajans 2 nolu müşteme yalakalık yapma hatasına girebilir.
3.sü ajans 2 nolu müştemden rahatsızlık duyabilir. ( bu da ne bilmiş çıktı tarzında)
4.sü bu müştemler arasında farklı senaryolar dahilinde ilginçe ilşki ve diyaloglar oluşabilir ( bunu sizin haya gücünüze bırakıyorum)
5.si
6.sı
Bu kadar sorun çıkma ihtimali olan fikrin neresi iyi diyebilirsiniz?
- Hiç sorun çıkmadığını düşündüğümüzde ortaya çıkacak işler ve onların getireceği başarılar.
0 yorum :
Yorum Gönder